Benliğimizi şekillendiren unsurlardan biri içinde yoğurulduğumuz kültürümüzdür. Hepimiz aynı başlarız doğarken. Gücümüz bitene kadar ağlamışızdır. Farkında olmasak da yaşamaya başlamışızdır. Farkındalığımızı ise büyürken kazanırız. Farkında olmak nesneldir. Bir de farkındalığımızı kazanırken edindiğimiz bakış açımız vardır. Bakış açımız ise özneldir. Sahip olduğumuz bakış açısı, bir parçası olduğumuz ailemizle, arkadaş çevremizle, eğitimimizle, yaşadığımız yerlerin gelenekleri ile şekillenir. Diğer bir deyişle bir parçası olduğumuz kültürümüz düşüncelerimize yön verir.
Bugün dünyada 200’ün üzerinde ülke var. Bu en az 200 farklı vatandaşlık demek. Ömrü günümüze kadar gelememiş yüzlerce beylikler, devletler ve imparatorluklar var. Hiç devlet olmamış kabileler var. Farklı coğrafyalarda, farklı iklimlerde, farklı ekonomik koşullarda kendi benliği ve anlayışı ile mücadele ederek yaşamış sayısız insan toplulukları gelip geçmiş dünyadan.
Tüm bu farklılıkların arasında, çeşitli konularda, belki yol ayrımlarında insanların benzer düşünceleri, ortak çıkarımları neler olabilir diye düşünürdüm. Elbette ucu çok açık bir soru. Ancak her bir kültürün buna vereceği basit cevaplar her daim gözümüzün önünde duruyor.
Evrensel olarak tüm diller içinde var olan, kabul görmüş sözler, deyimler ve atasözleri.. Her bir dil içerisinde olmazsa olmazlar arasındadır. Hepsi yaşanmışlıklar, düşünce ve öğütler içerir. İlk söyleyenleri genellikle bilinmez ama kendi kültürü içinde kabul görmüş ve ağızdan ağıza bugüne kadar gelmişlerdir. Ben de konuştuğum anadilim ile İngilizcede karşılaştığım bu sözlerden birbiri ile kesişen, aynı veya çok yakın anlamları verenler arasında seçtiklerimi bir yazıda toplamaya karar verdim.
Bu derlemeyi yaparken Türkçe ve İngilizce sözlerin birbirinden direkt çeviri olmamasına özen gösterdim. Örneğin Türkçede “kara haber tez duyulur” atasözünün İngilizcedeki “bad news travel fast” atasözü ile birbirinden veya üçüncü bir başka dilden etkilenmiş olması olası. Bunun yerine birbirinden direkt çeviri halinde olmayan, yani birbirinden etkilenmemiş ancak birbiri ile aynı anlamlara çıkan, iki farklı kültürde var olan bazı ortak düşünce ve öğütleri paylaştım. Böylece yazımı hem bir sözlük havasından çıkartmaya çalıştım hem de internette karşılaştığım benzer birkaç paylaşıma nazaran daha özgün kılmaya çalıştım. Buyurun bakalım;
Don’t count your chickens before they hatch
Dereyi görmeden paçaları sıvama
Better to travel hopefully than to arrive
Göle giden yol gölden daha güzeldir
Soft answer turneth away wrath
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkartır
The grass is always greener on the other side
Davulun sesi uzaktan hoş gelir
Once burnt twice shy
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer
He who hesitates is lost
Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer
You’ve made your bed, now lie in it
Ne ekersen onu biçersin
Monday morning quarterback
Araba devrilince yol gösteren çok olur
Actions speak louder than words
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Empty vessels make the most noise
Boş teneke çok ses çıkarır
Don’t bite off more than you can chew
Ağır git ki yol alasın
Mighty oaks from little acorns grow
Palamut büyür meşe olur
Out of sight, out of mind
Gözden uzak olan gönülden ırak olur
Don’t shoot the messenger
Elçiye zeval olmaz
The early bird gets the worm
Erken kalkan yol alır
Don’t look a gift horse in the mouth
Üzümünü ye, bağını sorma
Don’t put new wine into old bottles
Eski köye yeni adet getirme
Nothing ventured, nothing gained
Korkak bezirgan ne kar eder ne ziyan
Don’t cry over spilled milk
Olacakla öleceğe çare yoktur
Great minds think alike
Aklın yolu bir
If you pay peanuts, you get monkeys
Ucuz etin yahnisi yavan olur
Haste makes waste
Acele işe şeytan karışır
What can’t be cured must be endured
Başa gelen çekilir
Better to be poor and healthy rather than rich and sick
Sağlık varlıktan yeğdir
Handsome is as handsome does
İnsan kıyafetiyle karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır
.
.
İngilizceler sözler arasında benim favorim ilk karşılaştığımda epey güldüğüm ve ilk kez ne zaman ve nasıl bir ortamda kullanıldığını merak ettiğim don’t shoot the messenger.