Gelişen Antimikrobiyal Direnç ve Bizimle Olan İlgisi

Sağlık otoriteleri antimikrobiyalleri bakteri, virüs, parazit ve mantar enfeksiyonları gibi canlı sağlığını tehdit eden patojenlere (mikroplara) karşı tedavi ilaçları olarak tanımlar. Enfeksiyonların tedavi edilmesi için faydanılan antimikrobiyaller, insanlar, hayvanlar ve bitkiler için kullanılırken zaman içerisinde eksik doz, gereksiz veya tekrarlı kullanım gibi çeşitli sebeplerle patojenlere karşı etkinliğini yitirmeye başlarlar. Bir diğer ifadeyle, antimikrobiyel direnç ortaya çıkar.

Covid-19 salgınında sıklıkla duyduğumuz mutasyonlarda olduğu gibi, enfeksiyona sebep olan patojenler sürekli değişmekte ve modern tıpta yıllardır kullanılan antibiyotik gibi birçok tedavi yöntemi git gide işlevini kaybetmekte. Türkiye de antimikrobiyel direnç seviyesinin yüksek olduğu ülkelerden biri.

Dirençli bakterilerin günümüzde tedavi olmaya çalışan hastalarda mortaliteyi yükselttiği bilinmekte. Birleşmiş Milletler’e göre günümüzde dünya genelinde yılda en az 700.000 ölüm antimikrobiyal direnç ile ilişkilendirilmekte ve önlem alınmazsa 2050 yılında antimikrobiyal direnç kaynaklı ölümlerin bilinen bütün kanser hastalıkları sebebiyle gerçekleşen ölümleri bile geçebileceği öngörülmekte.

Danışmanlık firması KPMG’nin ilaçlara karşı gelişen antimikrobiyal direncin gelecekte insan sağlığı ve ekonomi üzerinde etkisi üzerine yaptığı senaryo çalışmalarında** ilaçlara karşı dirençlerin dünya genelinde ciddi şekilde artarak tüberkülozun yeniden dramatik şekilde artabileceği, HIV’in tedavi edilebilirliğinin azalabileceği ve sıtma hastalığının bir pandemi olarak ortaya çıkabileceği öngörülmüş. Bu olasılıkların ihtiyaç duyuracağı kamusal sağlık harcamalarının dünya geneli için milyarlarca euro düzeyinde bir yük olacağı da çalışmada belirtilmiş. **Senaryo analizi hakkında detaylı bilgi için: https://gunesdogar.com/2020/06/14/senaryo-analizi/

Bir başka çalışmada ise ilaçlara duyarlı mikroplar sebebiyle bundan yalnızca birkaç yıl sonra basit bir ameliyat komplikasyonu yüzünden ya da doğum sırasında anne veya bebeğin kapabileceği basit bir enfeksiyon sebebiyle ölümler söz konusu olabileceği tahmin edilmiş. Bahsi geçen bu örnekler günümüzde kolaylıkla tedavi edilebilmekte.

Yaklaşık 20 yıldır küresel sağlık ve ekonomi üzerinde git gide büyüyen bu tehdide karşı sağlık otoritelerinin önemli çalışmaları mevcut. Dünya Sağlık Örgütü gibi kurumlar nezdinde yeni antibiyotik buluşlarını teşvik edici, veri toplama ve bilgi paylaşımını sağlayıcı ve farkındalık uyandırma amaçlı küresel düzeyde eyleme yönelik işbirlikleri mevcut.

Antimikrobiyal direnç artık herkes için bir risk oluşturuyor ve harekete geçilmesi gerekiyor. Politikacılardan araştırmacılara; doktorlardan akademisyenlere; çiftçilerden hayvancılıkla uğraşanlara kadar herkese görevler düşüyor. Bu sorumluluklar arasında her bir birey için ortak olanlar arasında hijyen, bilinçli ve sorumlu ilaç kullanımı ile konu hakkında farkındalık yer alıyor.

Kaynaklar:

KPMG and the Wellcome Trust, 2014. The global economic impact of anti-microbial resistance.

Sarı, N., 2018. Antimikrobiyal Direnç: Bugünü ve Geleceği Dünya’da ve Ülkemiz’de Durum.

TEPAV, 2017. TÜRKİYE’DE ANTİMİKROBİYAL DİRENÇ: EKONOMİK DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER

The Review on Antimicrobial Resistance, 2014. Antimicrobial Resistance: Tackling a crisis for the health and wealth of nations. World Health Organization, 2015. GLOBAL ACTION PLAN ON ANTIMICROBIAL RESISTANCE.

Yorum bırakın